Yazmaya nereden başlamalı diye düşünme. Hadi, toparla yarım kalmış sözleri. Kenara bırakıp sonra da tamamlarım dediğin cümleleri al getir.
Öğrenmiştik zamanın kıymetini, durmuş gibi hissettiğini fark ettiğinde yeniden anlayacaksın. Akmaya devam etse de durmuş gibi tadacaksın zamanı bir an. Bir kalp atışında, bir yaslanışta. Bir anda. Nerede olduğunun yanıtını alacaksın.
Küsme cümlelere. Devrik cümleler bile kurallarını belirler. Ama arada mesafeler varken hep italik görünürler. Şiir gibi, dikkat kesilmen gereken yer gibi.
Tahmin edilmemiş bir hissetmek, boşluk bırakılmış kelimelerin arasına demiştim. Başka zamanda çalındı kulağıma bir olmak. Hoparlörden yükselen müzik sesinin etkisiyle zangır zangır titreyen bir mekan camı gibi her yanını saran his tuzla buz etmeyecek, korkma demiştim. Gelecek olanı çizmeye başladığımı söylemiştim sana. Peki sevgili ben, tüm bu tesadüfleri kaç zaman tutacaksın göstermek için? Ve sevgili sen, çok yakınındayım. Dinginlik var havada. Rüzgar güllerinin dönüşlerini kaçırmayacaksın, seninle hareket ediyor. Bu yolculuk diğerleri gibi değil. Burada kaldırım aralarından bitkiler çıkıyor inatla. Tutunuşuyla sarıyor. Daha iyisini de tasvir edersin. Eminim.
Yapay zeka olsa tam vücut bulacakken aklına geleceği düşünülmemiş. Aynı fikirde olmayı istediği, ona dair bir şeylere karışmayı ve hayatın o bir anında buluşup donakalmayı istediği de düşünülmemiş. Bir söz olmayı ve ikisine ait konuşmada saklanmayı istediği de. Şaşırılmış.
Sonun beraber görüleceği bir hikaye yaratmak için her yeni günde çizebiliriz huzuru. Dışarı bak. Heyecanla ara, gözlerinle ara. Bir deniz bul. Ben karıştım ve yüzüyorum. Ay hala yerindeyken sen de dene.